Türkçe | English
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ana sayfa Portfolyo Blog Kişisel Hakkımda
 
 
 
 
 
 
 
   haliltunc.com › Ana sayfa  

 

İnsan mı saati sordu, saat mi zamanı, zaman mı insanı?



Ben bir keresinde çok bayağı bir küçükken, saat icat edilmeden önce insanların saati nasıl öğrendiklerini merak etmiştim. Zira saatti bu, şakaya gelmezdi, saniyeleri bile çok önemliydi. Bence o zamanlar sürekli içinden sayarak saatin kaç olduğunu aklında tutan adamlar vardı. Saatin kaç olduğunu onlara sorduğumuzda hiç şaşırmadan cevap verirlerdi. Vardiya usulü çalışırlardı. Müthiş bir yetenekti bu. Herkes yapamazdı, çok iyi maaş alırlardı.

Evet, bence kesin öyleydi. Teknolojinin gözünü seveyim. (Gözünü seveyim de ne demek se..?)





Nedir bu karganın derdi



Hep duymuşuzdur, derler ya.
  • Karga bokunu yemeden...
  • Alçaktan uçan karga boka batar.
  • Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz.
  • Kargaya bokun ilaç demişler, gitmiş denizin ortasına mıçmış.
  • Şahin gözünü ette açmış, karga gözünü bokta açmış.
Peki, neydi bu karganın bokla alıp veremediği. Biraz araştırmacı bir ruhun bunlara kayıtsız kalması pek te uygun olmayacaktı, olmadı da. Kargalar gece yatmadan önce, belki de yattıktan sonra, belki de önceki geceden işte her neyse öyle ulu orta yere kabahatini yaparlarmış. Sabah uyandığında kuru kuru görünce bir mok sanıp kahvaltı niyetine yerlermiş.

Bence atalarımız çok yaratıcı adamlarmış vesselam.





Bugün



Bugün bir elimin parmaklarını doldurmayacak hayallerimin birisinden daha vazgeçtim. Bugün bir süredir dualarını ettiğim şey gerçekleşmedi. Bugün kardeşimin park halindeki arabasına kamyon çarptı. Sanki kelebek etkisini ispatlarcasına geçmişte yaptığım ufacık, minnacık, çok basit bir olayın az önce akıl almaz bir pişmanlığa dönüşmesine şahit oldum. Bugün midem yanıyor. Bir hafta yemek yemeden rutin bir şekilde yaşamımı sürdürebilecek durumdayım bugün. Son 10 saat içinde gerçekleşen bu şeyler beni hiç tedirgin etmiyor. Yarın tatil. Tatil olmayıp, sıradan bir gün gibi zihnimin rutin şeylerle meşgul olacak olmasını dilerdim. Şuan saat 03:14. Pencereden dışarı baktığımda ay ışığının sokaktaki karanlığı kırdığını görüyorum. Şuan kimbilir neler oluyor bu dünyada... Yada öteki dünyada...





Hengâm



Çiftlikte (AOÇ) bankta oturuyoruz. Yerde duygu sömürüsü konusunda kendisini aşmış bir kedi, etraf yeşillik, elimizde ayran, ekmek arası vesaire. Karşı banka da baba ve kız oturdu. ...Yazının devamı





Maaşallah



Arabadayım. Hastaneden yani çıktım. Camdaki aralıktan Sela ezanının sesi girmeye çalışıyordu sabahın sekizinde. Kim bilir kimlerin içi yandı. Ben ise bir saat önce amca oldum. Ailem büyüyor artık. Ama sadece nüfus olarak değil. Hoş geldin bebek... Allah'ım sana sağlık versin, bu dünyaya yakışan biri olmanı nasip etsin...





Armut piş



Hani bazı deyimler vardır. Sürekli kullanırsın bu deyimleri ama niye böyle, neden böyle sebebini düşünmezsin ya hiç. Mesela geçenlerde, kaldırımda olan, araçların parklarını engellemek için kullanılan o mantar gibi şeylere "baba" dendiğini öğrendim. Işık beliriverdi kafamda. İskele babası dedikleri yoksa, Gemileri halatla bağlamak için kullanılan o mantarımsı şey yoksa baba, iskele falan. Hııı..! dedim kendim kendime...

Yine geçenlerde "Armut piş ağzıma düş" sözünü kullandım es kaza. Nasıl bir atasözü bu ya armut pişecek falan düşünürken, armut olgunlaşacak sonrada düşecek, olgunlaş-piş falan Hıııııı..! dedim kendime kendim.

Ayrıca "Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim" denizde falan yüzmek değil, kurbanın derisini yüzersin yüzersin kuyruğuna geldiğinde son anda deriyi ziyan edersinmiş meğersem. Hııı..! dedim kendim sonra kendime

Şu sıralar ise "Aynı tas aynı hamam"ı araştırıyorum. Bir de "İmamını da kıyarım hükümetini de" ne sinir bir tarz bu ya..! "Sevişmeden öpüşmeyelim, anlaşmadan da aman ölmeyelim" falan...





Yine sınav yine...



Bugün felaket sıkı bir çalışma planı hazırladım kendim kendime. Zira 4 ve 5 Temmuz artık benim için bu işin sonunun geldiği, belkide meslek hayatımda gireceğim son sınavlardan biri olduğu (ki inşallah verebilirsem derslerin tümünü), yılın en sıcak en güzel dönemini gezip eğlenenlere imrenerek eve kapanacağım ve de tamamlamak için verdiğim yıllarımın sonucu olacağı bir gün olacaktı... Peki n'olacaktı ondan sonra? Gelsin paralar, gelsin paralar... olmayacak tabi hiç bir zaman! Velhasıl yazımın esas mahiyet-i saik'ine dönecek olursam şimdiye kadar gitsin paralar, gitsin paralar diye tarafıma ait küçük bir servetin cebri münasebet suretiyle tağyir etmesinden ötürü TÜRMOB'a, TESMER'e, ASMMMO'ya te-şek-kür e-de-riiim...





Morphy's law



Sadece ve sadece 5 tane kalmıştı..! Sakin olmalı, panik yapmamalıydım. O beş taneden en fazla nasıl haz duyabilirim? Bunu çok ince düşünmeliydim. Şekilsel ve boyutsal unsurlarını göze alarak küçükten büyüğe sıraladım. Finali güzel olmalıydı çünkü. Birincisinden dördüncüsüne kadar tükettim. Sonuncusu ise muhteşem görünüyordu. Son bir saat içinde yüzlercesini tükettim fakat bu sonuncusuna başka bir duyguyla bağlanmıştım... Çünkü bir dahaki operasyona kadar ağzımda en sonuncusunun tadı kalacak, onu hatırlayacaktım. Mühimmiyetini o an daha bir mutena kavramıştım. Çok ta uzatmamak lazımdı. Ani hareketle atıp, yavaşça devam etmeliydim. Öyle de yaptım. Ama keşke bir çekirdeğin acı çıkması gerekiyorsa bu en sonuncusu olmasaydı...





En son nerede kalmış, n'olmuştu?



En son bu siteyi apansız bırakmıştı. Daha sonra iş güç sahibi olmuştu. Aradan 3-4 sene geçmişti. Sınavlara, kurslara girmiş, tatile gitmişti. Aşık olmuş, çeşitli maceralar yaşamış, işkenceler görmüş, iki defa işyerini, arabasını değiştirmişti. Aşk, meşk denemeleri bir türlü deneyememeleri olmuştu. Şimdi hiç bişey olmamış gibi blog yazmaya devam edecekmişti. Ama olsun herşeye rağmen yine buradaydı. hoşgelmişti...





Göreve

Birazda görev zamanı. Yarın Antalya'daki birliğime teslim olacağım. Bu gece saat 12 ye biletimi de aldım. Kısmetse 6 ay kadar sonra görüşmek üzere. Hakkınızı helal edin... Kendinize çok iyi bakın...





Sayfalar: [1] [2] [3]
 

 
 
 
Referans çalışmalar
 
 
 
Serbest çalışmalar
 
 
 
...diğer çalışmalar


Kategoriler

 
 
 
Günlük
 
 
 
Takıntılar
 
 
 
Ceteris paribus
 
 
 
Notlarım


Son yorumlar

 
 
 
tv...
      (dominiklongwell@care2.com, Ara, 3)
 
 
 
tv...
      (dominiklongwell@care2.com, Ara, 3)
 
 
 
tv...
      (dominiklongwell@care2.com, Ara, 3)
 
 
 
tv...
      (dominiklongwell@care2.com, Ara, 3)
 
 
 
tv...
      (claribelmasel@web.de, Ara, 3)



Arşiv

 
 
 
Mart, 2010
 
 
 
Kasım, 2009
 
 
 
Ekim, 2009
 
 
 
Ağustos, 2009
 
 
 
Temmuz, 2009
 
 
 
Nisan, 2009
 
 
 
Ağustos, 2005
 
 
 
Temmuz, 2005
 
 
 
Haziran, 2005
 
 
 
Mayıs, 2005
 
 
 
Nisan, 2005


 


 
 
 
Tasarım ve içerik: haliltunc © 2005 - 2009 (Framework 3.5)