Türkçe | English
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ana sayfa Portfolyo Blog Kişisel Hakkımda
 
 
 
 
 
 
 
   haliltunc.comBlogTakıntılar  

 

Nedir bu karganın derdi



Hep duymuşuzdur, derler ya.
  • Karga bokunu yemeden...
  • Alçaktan uçan karga boka batar.
  • Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz.
  • Kargaya bokun ilaç demişler, gitmiş denizin ortasına mıçmış.
  • Şahin gözünü ette açmış, karga gözünü bokta açmış.
Peki, neydi bu karganın bokla alıp veremediği. Biraz araştırmacı bir ruhun bunlara kayıtsız kalması pek te uygun olmayacaktı, olmadı da. Kargalar gece yatmadan önce, belki de yattıktan sonra, belki de önceki geceden işte her neyse öyle ulu orta yere kabahatini yaparlarmış. Sabah uyandığında kuru kuru görünce bir mok sanıp kahvaltı niyetine yerlermiş.

Bence atalarımız çok yaratıcı adamlarmış vesselam.





Hengâm



Çiftlikte (AOÇ) bankta oturuyoruz. Yerde duygu sömürüsü konusunda kendisini aşmış bir kedi, etraf yeşillik, elimizde ayran, ekmek arası vesaire. Karşı banka da baba ve kız oturdu. ...Yazının devamı





Armut piş



Hani bazı deyimler vardır. Sürekli kullanırsın bu deyimleri ama niye böyle, neden böyle sebebini düşünmezsin ya hiç. Mesela geçenlerde, kaldırımda olan, araçların parklarını engellemek için kullanılan o mantar gibi şeylere "baba" dendiğini öğrendim. Işık beliriverdi kafamda. İskele babası dedikleri yoksa, Gemileri halatla bağlamak için kullanılan o mantarımsı şey yoksa baba, iskele falan. Hııı..! dedim kendim kendime...

Yine geçenlerde "Armut piş ağzıma düş" sözünü kullandım es kaza. Nasıl bir atasözü bu ya armut pişecek falan düşünürken, armut olgunlaşacak sonrada düşecek, olgunlaş-piş falan Hıııııı..! dedim kendime kendim.

Ayrıca "Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim" denizde falan yüzmek değil, kurbanın derisini yüzersin yüzersin kuyruğuna geldiğinde son anda deriyi ziyan edersinmiş meğersem. Hııı..! dedim kendim sonra kendime

Şu sıralar ise "Aynı tas aynı hamam"ı araştırıyorum. Bir de "İmamını da kıyarım hükümetini de" ne sinir bir tarz bu ya..! "Sevişmeden öpüşmeyelim, anlaşmadan da aman ölmeyelim" falan...





Morphy's law



Sadece ve sadece 5 tane kalmıştı..! Sakin olmalı, panik yapmamalıydım. O beş taneden en fazla nasıl haz duyabilirim? Bunu çok ince düşünmeliydim. Şekilsel ve boyutsal unsurlarını göze alarak küçükten büyüğe sıraladım. Finali güzel olmalıydı çünkü. Birincisinden dördüncüsüne kadar tükettim. Sonuncusu ise muhteşem görünüyordu. Son bir saat içinde yüzlercesini tükettim fakat bu sonuncusuna başka bir duyguyla bağlanmıştım... Çünkü bir dahaki operasyona kadar ağzımda en sonuncusunun tadı kalacak, onu hatırlayacaktım. Mühimmiyetini o an daha bir mutena kavramıştım. Çok ta uzatmamak lazımdı. Ani hareketle atıp, yavaşça devam etmeliydim. Öyle de yaptım. Ama keşke bir çekirdeğin acı çıkması gerekiyorsa bu en sonuncusu olmasaydı...





Bi anı...

Gece gece uykunun tam arasında sürekli bağıran, hiç susmayan bi kadın!!!???
Hayırdır bismillah,
Anlamadığım şey, utanmadan ritmik bi şekilde, düzenli olarak bağırıyor olmasıydı. Bizim evden biri değil tabi ama sanki kadın tam evin içinde. Hatta içime kadar girmiş böyle feryat figan bağırıyor...
Bekledim tabi susmasını sabırla... Saatler geçiyor sıkılmalar, bunalmalar, terlemeler ardından sinirle yataktan atlıyorum. Çatır çutur bi ses... Volkmen yerde. kulaklıkda kulağımdan sarkıyo...

Yatarken volkmen, hatta ve hatta Cranberries dinlemek pek akıllıca değil gibi. Ama yinede olsun...





Of of...

Şöyle bol tereyağlı bi köy bazlaması ve taze domates, en kral yemeğe beş basar...

Google dan bulup bari resmini koyayım dedim. Bakar bakar dururduk en azından. O bile yok. Nette bitane bazlama resmi yokmuş..? Pizza desek, hambuger desek bir sürü...

Gece gece canım çektide...





Yanlış hesaplar

- Küçükken yaptığım hesaplamalara göre, şuan çok zengin biri olmam gerekirdi...
- Biraz daha büyüdükten sonraki yaptığım hesaplamalara göre, şuan çok çok çok yakışıklı olmam gerekirdi...
- Dahada büyüdükten sonra yaptığım hesaplamalara göre, şuan bi çok şeyi aşmış, artık hayatın normal akışından sıkılmış, felsefik konularda uçmuş, acayip karizma biri olmam gerekirdi...

şuan mı? daha askere bile gitmedim...





Kaçtı kaçıyo...

Hani yanda duran araba hafiften ilerlediğinde, kendi arabanı geriye kaçıyo zannedip frene direksiyona yapışırsın ya... Kan ter boşalır yüzünden. Bunu aynı yolculukta 3 defa yapanlar da var...
Araba kullanmayı ilk öğrendiğim sıralarda benimde başıma çok gelirdi ama arkadaş yeni şoförde değilki...
(evet evet, bayan şoför...)





Kitaplık

En kısa zamanda tuvalete bir kitaplık yaptırmam lazım...
Özellikle ders çalışma konusunda felaket bir potansiyel var. Bu öss yıllarından bu yana böyle.





Gerçekler - I

Işıklarda durur genç. Yanında duran Vectra'daki hatunu farketmemesi imkansızdı tabi... Radyo odtü'de de sanki tam o anı bekliyormuş gibisinden Evenescence çalmaya başlar. Kısada olsa etkileşim fırsatını değerlendirmek gerekirdi... Farkedilmek çabasında radyoya biraz ses verir, camı aralar...

Ama oda ne! Olmazki. Hani yoktu böyle bişey?? Demekki onlarda yapıyomuş... Güzellikle ilgisi yokmuş... Bak sen yaa! Hiçte utanmıyo... Hayret yaw...

"Ozaman anlamıştı evrensel bir eylem olduğunu hap üretmenin..."

Yeşil yanar. Genç, bu olaydan çıkarılacak felsefik anlamları düşünerekten, ufk-u seyre devam eder...





Sayfalar: [1]
 

 
 
 
Referans çalışmalar
 
 
 
Serbest çalışmalar
 
 
 
...diğer çalışmalar


Kategoriler

 
 
 
Günlük
 
 
 
Takıntılar
 
 
 
Ceteris paribus
 
 
 
Notlarım


Son yorumlar

 
 
 
Maps.google...
      (Hello! cash advance , loans for bad credit , cash advance , no fax payday loan , , Eki, 29)
 
 
 
Maps.google...
      (Hello! cash advance , personal loans , no fax payday loans , personal loans , , Eki, 28)
 
 
 
Maps.google...
      (Hello! payday loans , payday loans , payday loans , payday loans , , Eki, 27)
 
 
 
Kitaplık...
      (hueoaiv, Eki, 24)
 
 
 
DPÜ...
      (JimmiNi, Eki, 22)



Arşiv

 
 
 
Mart, 2010
 
 
 
Kasım, 2009
 
 
 
Ekim, 2009
 
 
 
Ağustos, 2009
 
 
 
Temmuz, 2009
 
 
 
Nisan, 2009
 
 
 
Ağustos, 2005
 
 
 
Temmuz, 2005
 
 
 
Haziran, 2005
 
 
 
Mayıs, 2005
 
 
 
Nisan, 2005


 


 
 
 
Tasarım ve içerik: haliltunc © 2005 - 2009 (Framework 3.5)