I'm sorry! My blog articles are publishing only Turkish. But you can visit other pages for English

Hani bazı deyimler vardır. Sürekli kullanırsın bu deyimleri ama niye böyle, neden böyle sebebini düşünmezsin ya hiç. Mesela geçenlerde, kaldırımda olan, araçların parklarını engellemek için kullanılan o mantar gibi şeylere "baba" dendiğini öğrendim. Işık beliriverdi kafamda. İskele babası dedikleri yoksa, Gemileri halatla bağlamak için kullanılan o mantarımsı şey yoksa baba, iskele falan. Hııı..! dedim kendim kendime...
Yine geçenlerde "Armut piş ağzıma düş" sözünü kullandım es kaza. Nasıl bir atasözü bu ya armut pişecek falan düşünürken, armut olgunlaşacak sonrada düşecek, olgunlaş-piş falan Hıııııı..! dedim kendime kendim.
Ayrıca "Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim" denizde falan yüzmek değil, kurbanın derisini yüzersin yüzersin kuyruğuna geldiğinde son anda deriyi ziyan edersinmiş meğersem. Hııı..! dedim kendim sonra kendime
Şu sıralar ise "Aynı tas aynı hamam"ı araştırıyorum. Bir de "İmamını da kıyarım hükümetini de" ne sinir bir tarz bu ya..! "Sevişmeden öpüşmeyelim, anlaşmadan da aman ölmeyelim" falan...
|
|
|
Categories
Last comments
Archive
|